EN BÜYÜK TÜRK MİLLİYETÇİSİ ATATÜRK

Atatürk ülkemize yepyeni bir çehre kazandırırken çok önemli bir noktayı her zaman göz önünde bulundurmuştur. O da Türk’ün kendi öz benliğini kaybetmeden, kendi kimliğini, kültürünü unutmadan yeniliklere adapte olabilmesi, onları kendi milli kültürü içinde sindirebilmesidir. Aksi bir durumun milletimizi içten içe çürüteceğini bilen Atatürk, Türk Milleti’ni millet yapan unsurları; yani tarihini, dilini, dinini yani kısaca…

NÖBETÇİ MİLLET

Bir dilim ekmek vermesinler elimize; Yer sarsilsa yerinden Dünya düşse peşimize, Ne senden geçeriz Atam, Ne senin eserinden!… Kiskanip alsa da seni Yaradan Bir yil değil. bin yil geçse aradan Sensin işik diye önümüzdeki Sensin ateş diye Kanimizdaki; Ey yanimizdaki Beş-on mermere Bir avuç toprağa siğan Sinirsiz mavi umman heyy!… Yeni kiyilar buldun, yeni yarlar…

RAHATINIZI BOZARIM

Der gibi bakıyor Atam, sükûnet çömüş portresinden. Ne tadınız kalır, ne tuzunuz diyor yattığı yerden. Emanete iyi davranın, olgunluk hamurunda tavlanın ve sarılın bu topraklara sıkıca diyor. Dış mihrakları bakışlarıyla deliyor, daha resimden. Siz de el var, kol var diyor. Merak ediyor yıllar sonra; sevmeyen niye hâlen bu topraklarda dolanıyor. Gençliğe de kısmen sitemi var,…

HERŞEYE RAĞMEN ATATÜRK

DR. ÇAğATAY ÜSTÜN Seni özledim Atatürk Ne tuhaf değil mi? Görmedim ama özledim Çankaya’dan Meclise’e gidişini Tren ile vatani gezişini O gelişlerin varmiş ya Onlari özledim Nutuk’u okuyordun Geleceğe bir vasiyetti sanki En arka siralardaydim Seni özlemiştim Ondandi gelişim ve dinleyişim Seni özledim Atatürk Anami, babami, kardeşimi, sevdiğim kadini Özlediğim kadar özledim Sen demek bu…

Atatürk

Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu. Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki şayak kalpaklı adam nasıl ve ne zaman geleceðini bilmeden güzel, rahat günlere inanıyordu. Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında, birdenbire beş adım saðında O’nu gördü. Paşalar O’nun arkasındaydılar. O, saati sordu. Paşalar: ”Üç” dediler. Sarışın bir kurda benziyordu. Ve mavi gözleri çakmak…